Bitkisel margarin neden yapılır ?

Elifnur

Global Mod
Global Mod
Bitkisel Margarin: Masum Bir Alternatif mi, Endüstriyel Bir Tuzak mı?

Şunu açık açık söyleyerek başlıyorum: Bitkisel margarin meselesi yıllardır içime sinmiyor. “Bitkisel” etiketiyle pazarlanan, tereyağına alternatif diye sofralara sokulan bu ürün gerçekten anlatıldığı kadar masum mu? Forumdaşlar, bu konuyu halının altına süpürmeyi bırakıp dürüstçe tartışalım. Çünkü burada yalnızca bir yağdan değil, endüstriyel gıdanın aklımızla nasıl oynadığından söz ediyoruz.

Bitkisel Margarin Neden Yapılır, İçinde Ne Var?

Bitkisel margarin temelde sıvı bitkisel yağlardan üretilir. Ayçiçek, soya, kanola, mısır özü ve özellikle de palm yağı bu işin başrol oyuncuları. Ancak mesele “hangi yağ” sorusundan ibaret değil. Asıl kritik nokta, bu yağların nasıl katılaştırıldığıdır.

Geçmişte bu işlem çoğunlukla hidrojenasyon ile yapıldı. Hidrojenasyon, sıvı yağlara hidrojen eklenerek onları katı hale getirir; fakat yan ürün olarak trans yağlar ortaya çıkar. Trans yağların kalp-damar hastalıklarıyla ilişkisi defalarca kanıtlandı. Bugün firmalar “trans yağ yok” etiketi kullanıyor, çünkü çoğu artık interesterifikasyon gibi farklı tekniklere geçti. Peki bu yöntemler ne kadar masum? Uzun vadeli etkileri konusunda neden hâlâ bu kadar az şey biliyoruz?

Üstelik margarin sadece yağdan ibaret değil:

– Emülgatörler

– Aroma vericiler

– Renklendiriciler

– Koruyucular

– Vitamin eklemeleri (özellikle A ve D)

Doğal bir üründe bu kadar “ayar” yapılmasına gerçekten ihtiyaç var mı?

“Bitkisel” Etiketiyle Gelen Yanılsama

Burada stratejik bir problem var. Erkek aklıyla, yani biraz mühendis kafasıyla bakarsak şu soru öne çıkıyor: Eğer bir ürün bu kadar işlemden geçiyorsa, hâlâ “doğal” kabul edilebilir mi? Bitkiden çıkıyor olması, onu otomatik olarak sağlıklı yapar mı?

Kadın bakış açısıyla, daha empatik ve insan odaklı düşündüğümüzde ise başka bir soru doğuyor: Aileler, çocuklar, yaşlılar bu ürünü “daha sağlıklı” sanarak tüketiyor. Bu güven duygusu gerçekten hak ediliyor mu? Yoksa pazarlama diliyle duygularımız mı manipüle ediliyor?

Bitkisel margarin, “hayvansal değil” diye otomatik olarak vicdan rahatlatan bir ürün gibi sunuluyor. Oysa palm yağı üretimi için yok edilen ormanlar, kaybolan yaşam alanları, sömürülen iş gücü bu hikâyenin neresinde?

Tereyağı mı Daha Masum, Margarin mi?

Forumlarda sıkça görüyorum: “Tereyağı kolesterol yapar, margarin daha hafif.” Bu cümle artık ezber. Ama kolesterol ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkinin yıllarca ne kadar basitleştirildiğini artık biliyoruz. Tereyağı tek bir hammaddeden yapılır: süt. Margarin ise laboratuvar kokteyli gibidir.

Problem çözme odaklı baktığımızda şunu sormak gerekir: Hangisinin içeriği daha öngörülebilir? Hangisinin uzun vadeli etkileri daha net? Empatik açıdan ise: Hangisini çocuğuma yedirirken içim daha rahat olur?

Bu noktada “ölçü” kavramı devreye giriyor. Tereyağı aşırı tüketildiğinde sorun olabilir, evet. Ama margarin “hafif” algısıyla daha fazla tüketilmeye teşvik edilmiyor mu?

Endüstriyel Gıdanın Gücü ve Sessiz Kabul

Asıl rahatsız edici olan, bu ürünlerin ne kadar normalize edildiği. Market raflarında onlarca çeşit margarin var: kahvaltılık, böreklik, hafif, vegan, kalp dostu… Bu çeşitlilik gerçekten tüketici için mi, yoksa pazar payını büyütmek için mi?

Stratejik düşünen biri şunu fark eder: Endüstri için margarin mükemmel bir üründür. Ucuz hammaddeler, uzun raf ömrü, esnek formülasyon. İnsan odaklı bakış ise şu soruyu sorar: Bu kadar “mükemmel” bir ürün neden evde yapılmaz da fabrikada yapılır?

Provokatif Sorular – Gerçekten Cevap Vermeye Hazır mıyız?

– “Bitkisel” kelimesi olmasaydı, margarini yine aynı gönül rahatlığıyla tüketir miydik?

– Trans yağ etiketi kalktı diye içimiz neden bu kadar rahat? Yerine gelen işlemler gerçekten daha mı güvenli?

– Çocuğuna margarin süren bir ebeveyn, içeriğini sonuna kadar biliyor mu?

– Palm yağının çevresel bedelini ödemeye hazır mıyız, yoksa bu maliyeti görmezden mi geliyoruz?

– Tereyağını şeytanlaştırmak kimin işine yaradı?

Son Söz Yerine: Rahatlatıcı Cevaplar Yok

Bu yazının amacı “margarin yemeyin” diye parmak sallamak değil. Ama şu net: Bitkisel margarin, bize anlatıldığı kadar basit ve masum bir ürün değil. Erkeklerin analitik sorgulamasıyla, kadınların sezgisel ve koruyucu yaklaşımını bir araya getirdiğimizde tablo pek de iç açıcı görünmüyor.

Asıl mesele şu: Gerçekten ne yediğimizi bilmek istiyor muyuz, yoksa paket üzerindeki birkaç kelimeyle kendimizi kandırmaya devam mı edeceğiz? Tartışalım. Rahatsız olalım. Çünkü bu konu, “ne sürsem?” sorusundan çok daha büyük.