Piaget'in oyun evreleri aşağıdakilerden hangisinde doğru sırada verilmiştir ?

Mert

New member
Piaget'in Oyun Evreleri: Doğru Sıralama ve Bilimsel Açıdan Değerlendirme

Piaget'in oyun evreleri aşağıdakilerden hangisinde doğru sırada verilmiştir?

Çocukların oyun oynarken aslında ne yaptığını düşündüğümüzde, basit görünen bir etkinliğin arkasında oldukça karmaşık bir bilişsel gelişim süreci olduğunu fark ediyoruz. Bir çocuğun çıngırağı sallamasıyla, oyuncak bebeğini besliyormuş gibi yapmasıyla veya arkadaşlarıyla belirli kuralları olan bir oyun oynaması aynı davranış değildir. Bu davranışlar, çocuğun çevresini nasıl temsil ettiğine, nesneleri nasıl anlamlandırdığına ve giderek sosyal kuralları nasıl kavradığına ilişkin önemli ipuçları verir.

Bu nedenle Piaget'in oyun evreleri yalnızca ezberlenmesi gereken bir eğitim psikolojisi bilgisi değildir. Asıl ilginç nokta, oyun biçimindeki değişimin bilişsel gelişimle nasıl ilişkilendirildiğidir. Piaget'in klasik sınıflandırmasına göre temel sıra alıştırmalı/pratik oyun → sembolik oyun → kurallı oyunlar şeklindedir. Piaget'in Play, Dreams and Imitation in Childhood adlı çalışmasında oyunların gelişimini özellikle “practice, symbol and rule” ayrımı üzerinden ele aldığı görülmektedir.

Doğru cevap: Alıştırmalı (pratik) oyun → sembolik oyun → kurallı oyun

Bu sıralamanın neden doğru olduğunu anlamak için her aşamayı yalnızca yaş aralığıyla değil, çocuğun kullandığı bilişsel mekanizmayla değerlendirmek gerekiyor.

1. Alıştırmalı veya pratik oyun: Eylemin kendisi keşfediliyor

Piaget'nin sınıflandırmasındaki ilk temel biçim pratik/alıştırmalı oyundur. Bu oyun türü özellikle yaşamın ilk dönemlerinde görülür ve çocuğun yeni kazandığı motor ve duyusal becerileri tekrar tekrar kullanmasıyla karakterizedir.

Örneğin bebek bir nesneyi sallayabilir, yere vurabilir, ağzına götürebilir veya tekrar tekrar bırakıp düşüşünü izleyebilir. Dışarıdan bakıldığında aynı hareketin sürekli tekrarlanması yetişkin için anlamsız görünebilir. Ancak gelişimsel açıdan çocuk nesnenin özelliklerini ve kendi eylemlerinin sonuçlarını keşfetmektedir.

Güncel araştırmalar da Piaget'nin bu genel sıralamasının hâlâ gelişim psikolojisi literatüründe önemli bir referans noktası olduğunu göstermektedir. Çocukların oyuncak kullanımını inceleyen araştırmalarda sensorimotor/pratik oyunun bebeklik ve erken çocukluk döneminde nesneleri manipüle etme, sallama, vurma ve keşfetme davranışlarıyla ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Burada önemli bir ayrıntı var: “pratik oyun” yalnızca hareket etmek anlamına gelmez. Çocuğun kendi geliştirdiği eylem şemalarını tekrar ederek bunları pekiştirmesi söz konusudur. Dolayısıyla oyun, bilişsel gelişimin pasif bir sonucu olmaktan ziyade çocuğun çevreyle aktif ilişkisinin bir parçasıdır.

2. Sembolik oyun: “Bu, başka bir şeymiş gibi davranabilirim”

İkinci önemli aşama sembolik oyundur. Çocuk artık yalnızca nesnenin gerçek fiziksel özellikleriyle ilgilenmez; bir nesneyi başka bir nesnenin yerine koyabilir ve gerçek olmayan bir durumu zihinsel olarak temsil edebilir.

Oyuncak telefonu kulağına götürüp gerçek telefon görüşmesi yapıyormuş gibi davranması, boş bir kutuyu araba olarak kullanması veya bebeğini uyutuyormuş gibi yapması bunun klasik örnekleridir.

Bu aşamada “-mış gibi” davranma kapasitesi kritik öneme sahiptir. Çünkü çocuk artık doğrudan algılanan gerçeklikle temsil edilen gerçekliği birbirinden ayırmaya başlamaktadır.

Piaget sembolik oyunu bilişsel temsilin gelişimiyle ilişkilendirirken, sonraki araştırmalar da sembolik oyun ile dil gelişimi arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Örneğin 35 araştırmayı ve toplam 6.848 çocuğu kapsayan bir meta-analizde sembolik oyun ile dil edinimi arasında küçük-orta büyüklükte anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = .35). Araştırmacılar bu ilişkinin farklı araştırma tasarımlarına ve yaş gruplarına rağmen genel olarak korunduğunu bildirmiştir.

Bu bulgu “sembolik oyun doğrudan dil gelişimine neden olur” şeklinde yorumlanmamalıdır. Korelasyon nedensellik değildir. Ancak iki gelişim alanının birbirinden tamamen bağımsız olmadığını gösteren güçlü bir araştırma birikimi bulunmaktadır.

3. Kurallı oyun: Bireysel oyundan sosyal düzenlemeye

Piaget'nin sıralamasındaki üçüncü temel kategori kurallı oyunlardır. Saklambaç, bazı masa oyunları, kart oyunları veya belirli kurallara göre oynanan takım oyunları bu kategoriye örnek gösterilebilir.

Burada temel değişiklik yalnızca oyunun “zorlaşması” değildir. Çocuk artık oyunun nasıl oynanacağını belirleyen ortak kuralları anlamaya, kabul etmeye ve başkalarının da aynı kurallara uymasını beklemeye başlar.

Piaget'nin kendi çalışmasında kurallı oyunların erken çocuklukta ortaya çıkmaya başladığı, ancak özellikle daha ileri çocukluk döneminde önem kazandığı belirtilmektedir. Klasik Piaget yaklaşımında kurallı oyunların yaklaşık 7-11 yaş döneminde belirginleştiği vurgulanmıştır.

Bu nedenle sınav sorusunda seçenekler örneğin:

A) Kurallı oyun → sembolik oyun → pratik oyun

B) Sembolik oyun → pratik oyun → kurallı oyun

C) Pratik oyun → sembolik oyun → kurallı oyun

D) Kurallı oyun → pratik oyun → sembolik oyun

şeklindeyse doğru cevap açık biçimde C seçeneğidir.

Yaş aralıklarını ezberlemek neden tek başına yeterli değil?

Piaget'nin oyun anlayışını yalnızca “0-2 yaş, 2-7 yaş, 7 yaş sonrası” gibi bir tabloya indirgemek bazı önemli ayrıntıların kaybolmasına neden olur.

Örneğin sembolik oyun belirli bir dönemde artış gösterse de çocuk daha sonra tamamen sembolik oyunu bırakmaz. Benzer şekilde yetişkinlerin de kurallı oyunların yanında zaman zaman sembolik veya pratik oyunlara benzeyen etkinliklerde bulunduğunu söylemek mümkündür. Piaget'nin kendisi de oyun türlerinin tamamen birbirinin yerine geçmediğini, önceki biçimlerin sonraki biçimlerle birleşebildiğini tartışmıştır.

Dolayısıyla “evre” kelimesini kesin sınırlarla birbirini takip eden kapalı kutular şeklinde yorumlamak bilimsel açıdan sorunludur. Çağdaş gelişim araştırmaları da çocukların oyun davranışlarının yaş, materyal, sosyal çevre ve etkinliğin niteliği gibi değişkenlerden etkilendiğini göstermektedir.

Piaget'nin yaklaşımı bugün hâlâ tamamen geçerli mi?

Burada bilimsel açıdan daha temkinli olmak gerekiyor. Piaget çocukların bilişsel gelişiminin aktif bir süreç olduğunu göstermesi bakımından son derece etkili bir kuramcıdır. Fakat günümüzde çocuk gelişimini açıklarken yalnızca Piaget'ye dayanmak yeterli değildir.

Örneğin 1982 yılında Contemporary Educational Psychology dergisinde yayımlanan “Children's play: Piaget's views reconsidered” başlıklı hakemli çalışma, Piaget'nin oyuna ilişkin görüşlerini ve bunların daha sonraki ampirik araştırmalarla nasıl sınandığını yeniden değerlendirmiştir. Çalışma özellikle oyunun yalnızca Piaget'nin varsaydığı biçimde “saf özümseme” olarak görülmesinin sorgulanması gerektiğini belirtmektedir.
 
Üst